14/12/2009 ·

M.H.P. NİN KALESİ.

Tokat Reşadiye'de hain teroristlerın saldırısınin ardından,tartışmalar ve yorumlar devam ederken,en ilgi çekici yorumlardan biride 'Teror örgütünun M.H.P.nin kalesi olarak bilinen

Reşadiyede yaptığı bu saldiri ile,sanki M.H.P.ye güç gösterip bazi mesajlar vermiş olabileceği ima edilmiş olmasıdır.

Bu yakiştirmalarla M.H.P.yi teror örgütunun karşi cephesinde yer alan bir yapılanma içinde

gösterip,ortaya çıkmasi muhtemel olabilecek bir çatışmada teror örgütunun karşisında sadece M.H.P.lilerin mucadele etmesi beklentileri ile teror örgütunun cephesini küçültmeye çalışmak gibi bir art niyetin varliğindan şuphe eden M.H.P. genel başkanı sayin Devlet bahçeli bu yorumlara şiddetle karşi çıkmiştir,bu eli kanlı teror örgütu sadece

M.H.P.ye deyil bütün Türk milletine karşidır,Reşadiyede kalleşçe şehit edilenler bu milletin

ortak evlatlarıydi,hatta teror örgütunun haklarını savunduğunu iddia ettiği kendi etnik akrabalarından evlatlarimiz vardi,demek'ki bu lanet örgüt sadece M.H.P.lilerin duşmani deyil,bütün Türkiyenin duşmanıdır,siyasi guruplar içinde belki en çok M.H.P.ye duşman olabilir,çünkü bu milletin en çok birlik ve bütünluğunu istiyen ve hararetle savunan M.H.P.dir.M.HP.ve mensuplari aktif Türk milliyetçiliği fikri yapısında bu tip unsurlarla mucadelede en önde olmasi hedef teşkil edebilir,bu kitle sadece Reşadiyede değil, ülkenin her yerinde vatan ve millet için en önde'dir ve olacak elbette,çünkü mensubu olduğu bu yuce millete karşi görevini bilmekte,bu mensubiyet şuuru ile vatan sever olmanın

bir bedeli olduğunu veya olabileceğini bilmektedir,Türk tarihi boyunca bu yuce milletin çilesini çeken bu üstün meziyetli vatan severler olmuş,birileri her dönem de bu vatanın

niğmetlerine talib olurken Türk milliyetçileri hep çileye talip olmuşlar,yinede bu milleti ve bu vatanı sevmekten haz duymuşlar mutlu olmuşlar,çünkü Türk milliyetçileri bu vatan ve bu milletin 'kara sevdalıları'dırler.ne mutlu onlara,ne mutlu Türk olanlara.

B u bakış açısiyla Türk milliyetçilerinin kalesi bütün Vatan sathıdir,bu vatanin her karış toprağını 'mehmetçik'olarak her daim ve her şartta savunmaya hazirdir.bu yuce millete

tarih boyunca 'asker' millet demişler,gerek duyulduğu zaman yediden yetmişe bu millet

Asker,olur P.K.K.nin tepesine biner,Türk milleti adina bu asker milleti yönetenlerin emrinde,Türk komutanların emrinde,mermi olur yağar,ateş olur yakar,sel olur yıkar.

Yeterki gerçek manada bir Türk bu milletin başına geçip buyruk versin.

Bu yuce milletin öyle bir özelliği varki en zor dönemlerinde kendi içinden yetenekli liderler

çıkarabilmiştir,zaafa düştuğu dönemlerde bile 'bir Bozkurt'un yol ve yön göstermesi yetmiş

çıkışını bulabilmiştir.

Demir'den dağlarla etrafinin çevrildığı dönemlerde Bozkurt'un rehberliğine sığınan TÜRK

bu gün ,çelikten örülmek istenen çevresindeki duvarların örulduğunu göremiyen gaflettekileri uyandırıp gözünün açilmasini sağliyacak olanlarda yine bu Türk milliyetçileridir,daralan çember kapanmadan bu uyanişin sağlanmasi lazim yoksa kapanan çember duvar oluşturursa,Mustafa kemal gibi bir Bozkurt'a ihtiyaç duyulacak bu

yuce millet en zor dönemlerinde  böylesine güçlü lıderler çikarır,bu bir doğum surecidir,bu

sancilar ondandır,bu doğumu kolaylaştırıp erkene alacak olan unsurlardan biri bu lanet teror'la birlikte,gaflet ve hiyanetler çemberleridir,'denizler durulmaz dalgalanmadan'

ikinci unsur ise bu bilge lideri bekliyen ve bir an evvel gelmesini istiyen Türk milliyetçilerinin duasidır.bir diğer unsurde bu bilge lidere şehadetleri ile sonsuz enerji veren aziz şehitlerimizdir.


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

10/12/2009 ·

ŞEYTAN ÜÇGENİ

Bermuda şeytan üçgenini çoğumuz  duymuşuz,bu ökyanusta manyetik bir alanmiş, o üçgenin çekim gücüne kapılan ne varsa 'gemi, uçak 'gibi herşeyi yutuyormuş,yok ediyor.
Bu bermuda bölgesine onun için 'Şeytan üçgeni'denmiş,denizin derınlıklerine mi uzayın
derinlıklerınemi çektığı bilinemiyor,akıbeti meçhul olan bir vaka olarak kalıyor.
Ülkemizdeki son gelişmelerı yorumlayan M.H.P genel başkan yardimcisi sayin Oktay Vural
ıktıdar partisiolan A.K.P.teror örgütu,P.K.K. ve bir muhalefet partisi gibi görunmeye çalışan
D.T.P.yi Bermuda 'şeytan üçgeni'ne benzeterek,bu iş birlıklerinin Türkiyeyi yutabilecek bir şeytan üçgenine benzetmiş,ben bu benzetmelere katılsam dahi,bu üçlunun Türkiyeyi yutabilecek bir manyetik alan oluşturabileceklerine inanmiyorum,bu üçgen olsa,olsa,ancak
akrep misali kendilerini zehirler,kendilerini yok ederler.
Bü ülkeyi yutabilecek gırtlağı cenabi rabbim henus yaratmamiş,bu açıdan rahat olalim,
ancak bu 'şeytan üçgeni' bu ülkeye ve insanımıza zarar veremez demek deyildir,onun için
bu uç'lu den korunmanın tedbirlerini almaliyiz,
En son Tokat'ta şehit edilen askerlerimize karşı gerçekleştirilen saldırının,provakatif bir eylem olabileceği ve hükümetin 'açilim' projesine karşi çıkan guruplar tarafından işlendiği
izlenimini topluma lanse etmeye çalışan 'Açilim'yanlıları,A.K.P.D.T.P.yöneticileri ve yandaş
medyaları ile,sayin Cumhur başkanının demecide kafalarda acabalar oluşturmuş,otuzuç
askerimizin şehit edilmesini dahi karanlık güçler diye tabır ettikleri,derin devlet benzetmeleri,neticesinde bu eylemide sanki' ergenekoncular' diye tabir edilen bir takım
ordu mensupları ve akademisyenlerle birlikte vatanseverlerın oluşturduğu tutuklular gurubuna yıkılmak istenen bu kanlı baskının ,bu gün P.K.K. teror örgütünun internet sitesinde yayınlanan açıklamasi ile Tokat baskınının kendileri tarafından yapıldığının açıklanmasi ile bu avanelerın soluğu kesilmiş gibi oldu,hayal kırıklığına uğramiş bir hallere
düştuler,yapabilseler bu 'açilim' aşamasında  teror orgütunu bu çırkın eylemden aklayıp,bu
eylemi E.T.O. diye adlandırmaya çalıştıkları sözde 'ergenekon' yapılanmasına yükleyecek_
lerdi.amma başaramadılar,gerçi kendilerine inanan saf temiz vatandaşlarımızın zihinlerinde bazi soru işaretleri ve şupheler oluşturmaya muvaffak olmuşlar ne çare.
Bu gün yedi şehit verdiğimiz tarıhın üçüncu günü,ülke genelinde insanimiz infial halinde
terore tepkiler gittikçe büyümekte,haliyle basınımizde bu olaylara yer vermeye devam etmekte,ben bu gün ulusal gazetelerin birinci sayfalarına bir göz gezdirdim,Türk basininin
büyük bir ekseriyeti bu şehit haberlerimize ilk sayfalarında yer vermiş,ancak yandaş medya diye tanımlanan hükümet yanlisi bazi gazeteler milletimizi ayağa kaldıran bu yedi
şehit haberi sanki yokmuş,olmamiş gibi,gazetelerının birinci sayfalarında bu şehitler hakkında tek satır bile yazmamişlar,bu gazetelerın  adlarını de yazayim ki reklamları olsun,
Yeni şafak gazetesinde tek satır yazi yok şehitler hakkında,her halde A.B.talımatlarıyla
ŞEHİT VE ŞEHİTLİK,GAZI,VE CİHAT gibi,dini terımlerin yasaklanmasini istemişti herhalde o yasağa ilk uyan bu gazete olmuş.
Zaman gazetesinde'de şehitler hakkında tek satır yazi yok,ancak ne garıptırki Tokat'in
Reşadiye ilçesinin 'Ergenekoncuların buluşma yeri olduğunu yazmiş,Abant'gurubunun
teorisyenliğini yapan bu zihniyet göz yaşlarını kimin için döktuğunu bilemiyorum.
Vakıt gazetesi de provakasyon diyerek geçiştiriyor,Türkiye,ve Referans ta tek satır yazi yok.Birgün gazetesi ise şehit haberlerını vermezken,insan haklarını büyük puntonlarla dile
getirmiş.sanki şehit edilen askarlerimizin insan haklarından yararlanmasi yasakmi,ve ya
bu şehitlerimiz insan deyilmi.
Bazi a.k.p. ve hükümet mensupları,bazi şehit yakınlarının 'açilim'dan yana olduklarını ve akan kanların durmasi
 gerektiğini manşetlere taşıyıp haber bültenlerınde göstermeleri yanında,istanbulda defnedilen şehidimizin babasının söyledıklerini neden gizliyorlar,ne demiş ti şehit babasi
!gerekirse bir oğlumuda askere gönderır vatan için onu da şehit veririm ancak sayin
Başbakan bu 'açilim'dan vaz geçsin' bu babanin sözünu niçin duymazlar,niçin kulaklarını
tıkarlar,anlamak mumkün deyil.bir şehit cenazesinde başbakanın göndermiş olduğu taziye
çelenginin ustünden başbakan R.Tayyip erdoğan,yazisinin yırtılıp atılmasi benı derinden sarstı ,neler oluyor bu ülkeme yarabbı, bu şehit kimin şehidi bu başbakan kimin başbakanı ?...


Yorum (1) Yorum yaz!

9/12/2009 ·

GORBAÇOV'A BENZEMEK

Yirmi yaşin üstündeki insanimizin çoğunun hatırladiği,biz çağlardaki insanların belleğinde

önemli bir yer tutmuş olan,Sovyetler birliğinin yıkılmazdan önceki son başkanı,Gorbaçov,

yonetmekte olduğu ülkesinin yıkılmasına ve dağılmasina sebep olmuş,sosyalist sovyet

cumhurriyetinin dağılmasina vesile olmuş,ardından yeni bir sistem oluşturup,uniter bir yapıyı içeren,ulus adıni alan Rusya,devletinin kuruluşuna vesile olmuş,bir değişim öncüsudur.

Gorbaçov'un yapmiş olduğu bu değişim,komonizm'in çöküşüne sebep olarak,yeni bağimsiz devletlerin doğmasına sebep olmuştur.bu gelişme biz Türk milliyetçileri açısından ümit verici sonuçlar çıkararak,bağimsız Türk devletleri doğmuş,Türk birliği diye

adlandirdiğimiz 'Turan'ülküsü yureğimizde kıpırdamiş,büyük bir heyecanla Türk kardeşler_

imizle kucaklaşma fırsatini bulmanin hazzını yaşamiştik.

Bü gün bu gelişmeler hala tartışilip ne getirip ,ne göturduğu hesaplanmaktadır,sovyetler

birliğinin varlığında,içinde yaşıyan insanlara özgürluk tanımıyan komonist sıstem,askeri gücü ile etrafındaki ülkelere zaman,zaman,saldırıp,zülümler yapmaktaydı,fakat bunlardan'da önemlisi hükmettiği coğrafyadaki toplulukları yönetmekten aciz kalmiş ekonomisinin kötü gidişiyle bu ülkeler artık kendisine yük olmaya başlamiştı,bu özerk toplulukları başından atarak,yükünü hafifletmek istiyen bir anlayışla,komunist ideolojinin artık hükmünün geçtığını anlıyan Gorbaçov,kontrol ettığı toplulukların ipini gevşetip azat etmeye başlamiş,fakat tam olarak kontrolsuz birakmadan,askeri us'lerını o ülkelerde

muhafaza etmeye devam etmiş.günümuzde ise bu kontrol bitmiş gibi sadece o ülkelerin

ham madde ve ekonomık kaynaklarını kontrol etme ve yönlendirme gayretleri devam etmekte,

Dunyada ki iki kutuplu güç merkezinden birinin zayıflamasina sebep olan sovyetlerin dağılmasi,dunyayi tek kutuplu bir güç olarak A.B.D.nin yörüngesine birakmiş,bu yorüngede tek kutuplu dünyada denge kaybina uğramiş,kendini rakıpsız gören A.B.D. tek

başina dunyaya şekil vermeye yönelerek zülümler yapmaya başlamiş, özellikle İslam

ülkeleri üstündeki zülmü arşialaya dayanmiş,bu zülme dur diyecek bir güç birliği oluşmamiş,oluşturulmamiş.

Gorbaçov'un yapmiş olduğu bu değişim,dunyanin dengesini bozmuş amma yapmiş olduğu değişimin de gerekli olduğu herkesim tarafından kabul göruyor.

Gorbaçovun yapmiş olduğu bu devrim sonunda Rus milleti yıkılmamiş,yok olmamiş,

ekonomik olarak sıkıntılarini aşmaya başlamiş,bir ulus devlet olarak milletler ailasinde

saygın bir yer tutmuş,geçmişte yapmiş olduğu zülümleri unutturmaya başlamiş.

Bütün bunları yazarken Türkiyede gelişen olaylar ve şu anki sayin başbakanımızi,Gorbaçov

la mukayese etmeye çalişarak bir değerlendirme yapmak istedim.

A.K.P.iktıdarı ile başalayan bir süreci,doğru ve haklı gösterebilmenin tek izahi 'prestorıka'

diye adlandırılan Gorbaçov devrimine benzetmek olmali,şöyleki sayin başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan,in başlatmiş olduğu 'açilim've etnik kimlik konularındaki icraatları

sonuç verirse Sovyetlerin dağılımini hatırlatan bir dağilma söz konusu olabilecek,ancak bir

fark varki,bu farkı ortadan kaldırmak mümkün olmıyacaktır,sovyetler gerçekten bir imparatorluk tu bu komunist imparatorluk içinde onlarca değişik milletler yaşamaktaydi

Türkiye ise bu sureci bitirmiş,Osmanlı imparatorluğunun dağılmasi ile,Türk olmayan unsurlar bünyeden ayrilmiş ayrı devletler kurmuşlar,Türkiye cumhurriyeti devleti ise  uniter

tek milletli bir devlettir ve bu devleti oluşturan milletin adı de Türk Milletidır.

Türkiyede ayrıştırmayi pilanlıyanlar tek kutuplu dunyaya hakimi olduklarini iddia eden A.B.D. ve onun taşeronlaridir.

Eğer bu günkü siyasi hükümet ve onun başinda olan sayin başbakan Erdoğan bu açilim

saçilim projelerini milli bir proje olarak uygulayıp Türkiyedede ıddıa ettıkleri gibi yırmı yedi

veya otuz yedi etnik gurup azınlıklar olsaydi,gerçekten sayin Recep Tayyip Erdoğani

Gorbaçov'a benzetebilirdik.

Yorum (yok) Yorum yaz!

8/12/2009 ·

YA! SABİR

Tokat Reşadiye'de vermiş olduğumuz yedi aziz şehidimizin ardından yazmak zor olay,

Türk milletinin başi sağ olsun,şehit ailelerine Allah sabırlar versin,beni de bu şehitlerin

'şefaatina'nail eylesin amin.

Hükümetin başlatmiş olduğu 'açilim'denilen ucube'nin Türkün onurunu,incitmesi,birlik ve beraberliğinin tahrıp edilmesi, yetmiyormuş gibi,verdiğimiz şehitler yaramıza tuz ektı,

acimiz büyük,öfkemiz kabarık,sabir ver Yarabbı.

Sabir ki ne sabir,şehitlerimizin cenaze törenlerinde ağlamamiz yasak,öfkemizi sadece bağırarak dile getirmekte yasaklanmak uzre,bayrak açarak teroru lanetlemek te yasak,

mevcut hükümet milli duyguların kabarmasından rahatsiz,şehide sahip çıkılmasından rahatsiz,terorun ve P.K.K nın lanetlenmesinden rahatsiz,teror ve teror örgütunun eylemlerinin bilinmesi ve gösterilmesinden rahatsiz, yoksa barış ve milli birlıkten söz etmeye çalışan kendisi,bu teror örgütü var olduğu surece,şehit kanları aktığı sürece, barış ve kardeşlikten söz edilemiyeceğini bilemiyecek kadar gözü kör'mu.

Eğer bu milletin bariş ve kardeşlığını sağlamak istiyorsa fazla uzun söze gerek yok,hemen

'açilim'projesiyle habur kapısından törenlerle ülkeye sokulan ve il il, bölge bölge ,yurdu dolaşıp bariş elçiliği yapan kandil gurubunu tokat'a reşadiye'ye ve yedi şehidimizin ailelerine göturup kucaklaştırabilirse açilimi doğrular,bariş ve kardeşlığı sağlar.yoksa,

Bu akan kanların hesabi kendilerinden gün gelir mutlaka sorulur,istanbulda ötobüse molotof kokteyli atarak onaltı yaşındaki bir lise öğrencisinin yanmasına ve nihayet ölümüne sebep olan,açilimin kutlamaları ve hükümetin seyretmesi sonucu ortaya çıkan bunca tahrıpler ve isyan provaları,hesapsizmi kalacak,bir milletin sabrı bu kadar zorlanmamali.

Bu zor dönemlerde iyiki M.H.P. gibi bir siyasi yapı var,iyi ki Devlet bahçeli gibi bir genel

başkanı var,iyi ki teşkilat disiplini sağlam bir yapisi var,yoksa bu Türk milleti ve bu milletin

dinamık gücü olan Türk Ülkücüleri'ni kim kontrol altına alabilirdi,kim Ya sabir,diyerek fırenliyebilirdi.çok şükür'ki disiplinli,liderine bağlı bir teşkilat olarak M.H.P.var,çok şükür.

Yoksa bu derece tahrıpkar ve tahrıkkar bir ortam da Türk milletinin dinamikleri ni hiç kimse

susturamaz,kontrol edemezdi,ortaya çıkacak olan bu kontrolsuz tepki hareketleri ve mukabeleler,iç savaşa sebep olabilir ve hazır bekliyen diş güçlerin mudahelesine zemin

hazırlanmiş olurdu.

Bu milletin birlik ve bütünluğu konusun da ortak değerleri paylaşanlar,yatıp,kalkıp şükretsinler'kiM.H.P.gibi disiplinli bir yapı, ve Devlet bahçeli gibi akıllı ve teşkilatına hakim bir genel başkan var.

Toplumun tepkilerini kontrol etmek ve yönlendirmek,bilgi beceri ve o toplumu gerektığınce tanımaktan geçer,bunu yapabilenler 'niyet ve amaçları'doğrultusunda hedeflerine ulaşırlar.

Yoksa bu gün Türkiyeyi yöneten siyasi ırade gibi sabır tavsiye etmekten öteye geçemezler
.

Yorum (yok) Yorum yaz!

7/12/2009 ·

DEMOKRATİK GELİŞMELER

Uç kuvvet komutanının savcılara dokuz saat ifade vermelerini ülke demokrasisi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiren sayin Bülent arınç,bu değerlendirmesini yaparken

acaba düşüncelerinde samimi'mi idi? bizim bu sorgulamamiz niyet okuma olarak anlaşilmasin,amma çifte standrat diye bir deyim var,sana oyle,bana böyle, yaklaşimi,

Sayin Bülent arınç,duygusal bir kişilik görüntüsu arz eden bir şahsiyet olarak samimiyetine

inanmak isterdik,ancak,komutanların yanında haklarında suç isnatlari olan başta sayin başbakan olamk uzere bir çok siyasi yoldaşlarının de yargi önünde hesap verebilmelerini ,

suçları yoksa  aklanmalarını sağliyacak şekilde,onlara da dokunulmasini istiyebilmeli idi.ki

samimiyetini ve gerçekten demokrasiye bağliliğini ispat etmiş olurdu.

Sayin Arınç'in bu açıklamasi yerinde amma çok noksan kalmaktadır,suç işlıyenlerin kanun

karşisında hesap vermesi,suçu sabit olduğunda da mutlaka ceza çekmesi elbetteki şarttır

Neyazik'ki bu .A.K.P iktıdarında,hukuk dahil hertürlu değerlerimizde bir anlaşilmazlıklar zinciri oluşmuş,neyin ne olduğunu anlamaz duruma düşmuşuz,kanun ,kanun adami,hain,

vatan sever,demokrat,diktator,dindar,dinci,mezhepli,mezhepsiz,bütün bu kavramlar birbirine karışmiş neyi nerden arayıp ayıklıyacağimizi bilemez olmuşuz.

Otuz yili aşkın bir süredir ülkemizin başina bela olmuş bir teror örgütü P.K.P.var birde bu

bela ile mucadele ettiğini bildiğimiz bir devlet ve o devletin kurumları var,terorla mucadelede en önde gelen devlet kurumu 'ordumuz' Türk silahli kuvvetleri'dir,bu ıktıdar döneminde öylesine gelişmeler olmakta'ki binlerce şehit vermiş olan bu ordu,sanki bu teror örgütünu,kendisi kurmuş ve otuz yildir bu örgütü yaşatarak bunca insan kanının akmasına vesile olmuş gibi algılar oluşmaya başlamiş,Türk milletinin ordusuna olan güveni

büyük bir ölçüde kaybolmaya başlamiş,demokratlık yaklaşimiyle ülke ve millet bölünme eşiğine gelmiş,otuz bin kişinin katılı olarak bildiğimiz terorist başi Abdullah ocalan barış

havarisi kesilmiş,yasaların vermiş olduğu idam cezasi uygulanmamiş,ömur boyu hapse çevrilerek tutulduğu ceza evindeki rahat ve huzuru,santim santim,tartişilir olmuş,

demokrasi ve insan haklari yaklaşimiyle af edilebilmesi için sebepler oluşturulmakta,ülke

barışının kilit adami olarak lanse edilmeye çalişilmaktadır.bu ne garabet ya'Rabbı.

Türkiye cumhurriyeti devleti hayat bulduğu bu coğrafyada çok zor şartlar içinde varlığını sürdürmüş ve sürdurmeyede devam edecek,elbetteki bu milletin bu coğrafyadaki varlığını

istemiyen güçler olacaktır,bu emperyal güçlerin çeşitli oyunları entrıkaları olacaktir,bu millete ve onu yönetenlere düşen görev ,bu oyunları bertaraf ederek bu köklu milleti, dev leti ile birlikte bu coğrafyada ebediyete kadar var olmasini sağlamak olmalı.

Eğer bu devleti yoneten ve yönetmeye talıb olan siyasi kurumlar ve o siyasi kurumların

yöneticileri eğer amaçları bu deyilse, bu yuce millete ve Allaha hesap vereceklerdir,bu hesap bu günkü mahkemelere vermedikleri hesaba benzemeyecek,kaçacak yer bulamıyacaklardır,rahmetli Hüseyin Nihal Atsız'in mısralarındaki gibi,

Bu kaynaktan içenin yureklerı tunç olurTürke kefen biçenin ölümu korkunç olur.


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::